Bir toplumun kendi gerçekliliğini bilmesi,kendi sorunlarını çözebilecek göçe sahip olması,karşı karşıya bulunduğu kötülüklerle mücadele edebilmesi için,iyi birdüşüncenin tasarlanmasına ihtiyaç duyar.Çözülebilecek bu ihtiyaç,bir çok alanda insanlığı geliştirecek,sosyal yaşamda önmeli bir değişim aracı olacaktır.Yine iyi söylemin insan için bir erdemlilik,bağlayıcılık,yalandan uzaklaşma,doğruya gelme anlamında,geldiğine inanılır.Söylemin düşünceden ayrı olmayacağına gerçekliği bize iyi düşünülmeden iyi söylenilmeyeceğini de göstermektedir.bu anlamda söz kişi için yaşamın aynası olarak değerlendirilmektedir.
Bu felsefede sadece iyi düşünce ve iyi söylemin yanlız başına bir anlam ifade edemeyeceği,bunların anlamlandırılması için iyi yapma ile bütünleştirilmesi gerektiğine inanılır.Düşünce ve söylemde doğruyu ifade eden fakat sadece bununla yetinenlerde sorunların yanıt bulamayacağı açıktır.Onun için tasarlanan bu düşüncenin iyi bir söylemle topluma aktarılması ve buna denk düşen pratikle topluma aktarılmaması beraberinde tutarsızlığı ve ilkesizliği getirir.Düşüncenin maddi yaşamla bütünleştirilmemesi oportinizmi doğruracaktır.Buda en yalın anlamda söz ile pratiğin çelişmesi demktir.Düşünceye denk maddi bir yaşam yaratılması,bir toplumu ileriye götüreceği gibi kendi şahsında doğru düşünceyi pratiğe geçiremeyenlerin saygın bir konumu ifade etmeyeceği de açıktır.Böylesi bir durum zamanla bireyi ve toplumu yozlaşamaya götürecek,düşüncenin ve söylemin soyut kalmasını,maddi yaşamdan kopukluğunu doğuracaktır.Bu nednele düşünce ,söylem ve yapımının bütünlük içinde ele alınması gerek.
Alıntıdır