![]() |
|
|
||||||||
| dikkat: Bosuna denemeyin |
![]() |
|
|
Seçenekler |
|
|
#1 |
|
Ettıgınız tşk :: 2 2 mesaja 3 kere tşk edildi |
ELMANIN DİĞER YARISI KADIN TARİH SÜRECİNDE KADIN Seyfi MUXUNDİ ZOZAN Köyün en güzeli değildi ama . En şanslısıydı. İstanbul’a giden ilk kadın oydu, Muş’un bir köyünden. Onurda Zozan’dı adı Seslenişte Zoze. Kendisi çok sonra öğrenmişti, Kafa kağıdında Sazan’ı . Niçin verildiğini bilmeden, Önemsemeden farkı. Suzan yada Zozan’ı. Şehre gitmişti evlendikten bir yıl sonra. Dönüverdi köyüne bir hayliden Sonra. Toplandı konu komşu. Kimi meraktan kimi özlemden. Kimine hoş kimine değişik. Kimi gözlerde kıskançlık. Baktılar kızlar gelinler, Mıncıkladılar orasını burasını. Giyimi değişmiş, Teni beyazlaşmış, Elleri pamuk, yüzü neynik gibi olmuş Gözlerde. Sordular İstanbul’u: Anlattı hayalden. Denizi anlattı. Köyün göletinden, Hatta muşum ovasından da büyük. Gemileri anlattı Ziyaret tepeden kocaman. Apartmanları anlattı. İki kavak boyundan gök kuşağından da yüksek. Boğaz köprüsünü uzaktan anlattı. Üzerinden seçtiğini dahi fark etmeden. İncecik urgandan karınca kadar arabaların geçtiğini. Hoş, topu, topu Birer defa görmüştü. Kenar mahallenin gecekonduları, Köyünü biraz anımsatırdı, Su kavgası, Muş’un sulağına aksi. Elli metre kare gece kondu da tanımıştı İstanbul’u Tanımıştı da ısınamamıştı. Kırda gezmek yoktu, Derede sekerek geçmek de , Ne kuzu sesleri ne de horoz ötüşleri. Bir labirent İstanbul Sabah koşuşturma insanlarda, Akşama kaplumbağa misali ayaklarda. Çifte koşulmuş boro gibi Bir o başa bir bu başa. Bir eve bir işe Ama şimdi yine köyünde . Baba Ocağında, ana kucağında, evinde Zaman çabuk geçer güzel yerlerde, Saymasan da. Nihayet bir gün yumuşak bir sesle Baba: “ne zaman döneceksin İstanbul’a zoze.” Tokat oldu suratında, Bu kadın yaşında . Bir an İstanbul geçti gözlerinde. Büküldü öne boynu. Dayandı sinesine çene ucu. İki damla göz yaşı düştü. Kenetlenmiş iki elin parmakları arasına. Bir çığlık koptu gecede cenaze misali. Topraklı damın loş ışığında. Islıklı yalvarışla. “ ez narım Estenbole bavo tene me tene.” (Şiirimi zozan adına tüm kadınlara sunuyorum.) 8 MART Dünya Kadınlar Günü olması sadece bir erkek olarak değil aynı zamanda bir insan olarak daha doğrusu bir canlı olarak utanıyorum. Utanıyorum ve bunu onursal bir leke olarak görüyorum. Çünkü kadın ezildiği için, ikinci sınıf olarak görüldüğü için fiziki gücünün azlığında ezildiği için, için için… Tüm bunlar olmasa kadınlar günü olmazdı ve biz de bu kadar mahcup olmazdık. Her 8 Mart kadınlar gününde bu mahcupluğu taşımanın yanında Kadın Günü’nün anlamsızlığını hatırlıyorum. Bu bir erkek ayıbıdır. Çünkü hakkın gaspçı taraftarı erkeklerdir. Mesela niye “teyzeler günü” veya “serçeler günü” veya “kuzenler günü” … yok çünkü mantıksız. Kadınlar günü de mantıksız ama zorunlu ve inanıyorum ki bir gün onursal bir şekilde kaldırılacaktır. Hem de kadın, erkek beraber. Tarih sürecinde gerilere gittiğimiz zaman insanların sözde “Medenileştiği” 21. yy. da insanlık adına çok şeyleri kaybettiğini göreceğiz. Anaerklik döneminde boynuz kadın açısında sahip olduğu erkek sayısını ifade ederdi. Hatta bu evlerin kapısının üzerine asılırdı. Kapıda kaç boynuz varsa kadının o kadar erkeği var gözü ile bakılırdı. Daha sonra bu erkekler için onursuzluk sembolü “boynuzlu” haline getirildi.( Orhan Hançerlioğlu Dinler Tarihi.) İnsanlığın toprağa yerleşmesi ile kadın özgürlüğü de yavaş yavaş kayboldu. Buna rağmen günümüze göre kadın hakları ileri olan dönemlerde yok değil. Uzaklara gitmeye gerek yok Anadolu ve Ortadoğu kültüründe bununla ilgili yüzlerce örnekler mevcuttur. Kadın tanrıçalar azımsanmayacak kadar yoğundur. Bu kadına verilen değerin bir ölçütüdür. Kadın Tanrıçalar ve tanrılar aslında baş tanrının görevini ve emirlerini yerine getiren bir nevi peygamberler olmaktadır. Anadolu’da tabiri yerindeyse kadın peygamberlerle doludur. Sami dinlerinde kadın bir peygambere rastlamak mümkün bile değil. Çok tanrılı dinler döneminde ise Mısır’da da tıpkı Anadolu’da olduğu gibi bu tür kraliçe hükümdar ve tanrıçalara rastlamak mümkün. Kadın önemseme ile birlikte bu tür kültler yaratılmıştır. Anadolu’da eski tanrıça ve kraliçe geleneklerin devamı olarak Aleviler birçok kadıncık ana kültü yaratmışlarsa da etkin olamamış. Zaten bu Kült de geçmişte Hatuni geleneğinin bir devamıdır. Ne Orta Asya ne de Arap dünyasının bir geleneğidir. Anadolu kadınının yaşamsal devamı idi. Sözde kadın eşit görülse de uygulamada Aleviler ibadethanede eşit bir arada oturmada eşit olsa da yaşam dünyasında ikinci sınıf vatandaş olmuştur. Bunu bile bir Orta Asya Türk geleneği olarak gören bazı tarihçiler Orta Asya’da kadın tanrıçalara yer olmadığını görürlerdi. “Türk tatarlarında tanrıçalar sönük bir rol oynar.”( Mircea Eliade Şamanizm s.28) Bu tamamen Anadolu geleneğidir. Ancak Orta Asya da gelen Türk toplulukları da Yerleşik Anadolu kadınları ile bir yerde aynı paralellikte idi ki bu nedenle kısa ürede kaynaşma olmuştur. Çünkü Türk kadını İslamlıkla tanışmadan önce daha özgür ve toplumda daha çok söz sahibi idi. Batılı yazarlar arasında Marco Polo gibi Türk kadını'nın özgür yaşamlarına, bağımsızlığına ve karakter olgunluğuna hayran kalanlar çoktur. Ricol-do di Morte Groce bunlardan biridir. Bu ünlü yazardan öğrenmekteyiz ki Türk ülkelerinde ve örneğin Selçuk devletinde hakim olan gelenekler, Arap ülkelerindekinden çok farklıdır ve bu farklılık, özellikle Türk kadınının toplumdaki üstün değeri ve yeri ile ilgilidir Claude Cohen, Pre-Ottoman Turkey, 1076-1330, (New York 1968), 153.Kısaca belirtelim ki, Türk'lerde kadının bu üstün kertede tutulduğu dönemlerde Batı dünyası, tıpkı Arap dünyası gibi, kadını ikinci plana atmıştı. Çoğu yerde koca, sofrada yemek yerken, kadın ayakta bekler, ona hizmet eder, her vesile ile kocasının ayaklarını öper ve fakat yine de haysiyet kırıcı muamelelere uğramaktan kurtulmazdı. Bu durumların özellikle Koıon'ya ve Normandi gibi yerlerde pek yaygın olduğu ve alınan tedbirlere rağmen yüzyıllar boyunca sürüp gittiği anlaşılmaktadır.L T. Hobhouse, Morales in Evolution, (Lpndon 1951); ayrıca Pollock and, Maitland, History of Engilsh Law, II, 437.Oysa ki, Türk ülkelerinde kadın, erkeğine eş değerdedir. Ancak ne var ki Şeriat dinine girmek sonucu Türklerdeki bu güzel gelenekler yavaş yavaş yok olurken Batı'da aksine ve daha doğrusu akılcı gelişme nedeniyle kadın hakları sorunu ele alınmış, büyük başarılara yönelik adımlar atılmıştır Hobhouse, age 219; Pollock-Matiland, age, 437. Oysa Anadolu’da İştar ve Kibele başta olmak üzere birçok tanrıçaların olmasının yanında kadın sosyal hakları günümüzü aratmayacak yasaların maddeleri mevcuttu.“Mülk ve miras haklarıyla evlilik ve eşlerin statüsü de dahil, evlilik hükümlerine ayrılan Hitit yasalarının nispeten büyük sayısına bakılırsa, çokeşlilikten bahsedilmemesi, büyük ihtimalle, bir tek istisna olasılığıyla, sadece tekeşli birleşmelerin resmen tanındığını göstermektedir Sadakatsiz eş ve âşığının maruz kalabileceği cezalara bakıldığında, sadakatsiz koca için eşit yaptırımlar uygulanmaması bu tür bağlılığın tek taraflı olduğunu gösterse de, tekeşli evlilikte sadakate gerçekten çok önem verildiği anlaşılmaktadır. Eski ve modern birçok toplumda olduğu gibi Hitit toplumunda da, evlilik öncesi ya da evliliğe ilaveten yaşanan cinsel ilişkilerde, erkek tarafına muhtemelen göz yumulur ya da erkek, en azından, şiddetle kınanmazdı. Bununla birlikte, Hitit kadınların kocalarını boşama hakkı vardı ve zinanın koca boşamak için geçerli nedenlerden biri olması çok büyük bir olasılıktı. Her durumda, evlilikle ilgili haklar ve yükümlülükler, Yasalarda net olarak belirtik!) gibi, ister başlık bedeli ödenerek resmileştirilmiş olsun isterse ortakyaşarlık, açıkça, tek eşli ilişkilere uygulanırdı. Bu kategori dışında ka bağlantılar yasal olarak kabul görmezdi; (Trover Bryce Hitit dünysında yaşam ve toplum s. 148)” Saray kadını her dönemde şöyle ya da böyle iktidarı etkilemiştir ama Hititlerde ise bu devletler arası oluşumda bile önemli bir damga vurmuştur. I.Murşili ve eşi Kraliçe Kali I.Hantili ve eşi Kraliçe Harapşili Ammunaş ve eşi Kraliçe II. Tavananna Telepinuş ve eşi Kraliçe İştapariaş. Hititler, kadın hakları konusunda hiçbir Ortadoğu ülkesine benzemeyen bir yapıya sahiptiler. Bir erkeği öldürmenin cezası neyse kadını öldürmenin cezası da aynıydı. Ayrıca anne, saygısızlık gösteren ya da kusur işleyen erkek evladı çocukluktan reddetme ve geri kabul etme hakkına sahipti. Kadına gösterilen saygıyı vurgulamak açısından Hitit talimatnamelerinden birisini daha aktarmakta yarar var: "Eğer bir kimse bir kadın ile birlikte olacaksa, o tanrıların ibadetini ne şekilde düzenlerse ve tanrıya yiyecek ve içecek ne şekilde verirse, kadının yanına da aynı şekilde gitsin." Hititlerin, Anadolu’ya egemen olan anaerkil aile geleneğinden etkilenerek böyle bir eşitliğe ulaştıkları sanılıyor. Hititlerde kadına tanınan haklar ve erkekle eşitlik o dönemin Ortadoğusunda söz konusu değildi. Sanırım bu dönemin Orta Doğusunda bile söz konusu değil. Nitekim devletin kuruluş aşamasında kadının siyasî arenadaki aktif rolü net olarak tespit edilemese bile, devletin imparatorluk seviyesine yükselmesiyle birlikte, gelişme ve büyümeye paralel olarak, Hitit kraliçelerinin de kralların yanında -hatta çoğu zaman krallardan da bağımsız olarak- siyasî hayattaki yerlerini aldıkları bilinmektedir Hititçe çivi yazılı kaynaklar ve arkeolojik malzemeden Hitit devletinin idari yapısının üst kademesinde bulunan kadınların, yani kraliçelerin krallardan bağımsız bir mevkie sahip oldukları, çağdaşları olan Mısır kraliçeleri ile yapılan yazışmalara bakılırsa iç ve dış siyasetin içerisinde yer aldıkları anlaşılmaktadır. Hitit devleti gelişip genişledikçe bu durum daha da belirginleşmiştir. Hitit ailesinde kadının hakları ve serveti belli ölçüde kanunlarla korunmuştur. Kanunlar, anneye oğlunu evlâtlıktan reddetme ve yeniden kabul etme hakkı tanımakta, dul kalan kadına da koca mirasından pay vermektedir. Ayrıca erkekte olduğu gibi kadının da boşanma talep etme hakkı mevcuttur. Buradan yola çıkarak kadına belirli hakların tanınmış olduğu ve erkek egemen bir toplum yapısı da olsa kadının toplumda küçümsenmeyecek bir statüsünün olduğu söylenebilir (Darga, 1984: 65). (Trover Bryce Hitit dünysında yaşam ve toplum s. 140-148)” “Büyücü kadınların dışında Hitit toplumunda bazı kadınların “hekim” sıfatını taşıdığı ve kötü bir durumu iyiye döndürmek amacıyla yapılan büyü ayinlerinde aktif rol oynadıkları ortaya çıkmaktadır. Hekimlikle birlikte kadınların diğer bir görevi ise “ebelik”tir . (Trover Bryce Hitit dünysında yaşam ve toplum s. 179-180)” Aynı özelliğe Mezopotamya dünyasında Babillerde de rastlamaktayız. “Yakın zamanda bulunan bu tür bir kafatası, MÖ 5000'ler kadar eskilerden kalmadır. Ne yazık ki yeterince belirgiri olmayan bir kanıt, katarakta cerrahi müdahale yapıldığını düşündürür; bir Geç Babil metni de, tıbbi bir uzmanlığa (göz doktoruna) az bulunur bir atıf yapar. Ebelik kadınların elindedir ve Larsa'dan gelen bir Eski Babil metninde bir kadın hekimden bahsedilir.(Joan Oates Babil s.193)” Hititlerde Güneş tanrıçası Arrina…Böylece, savaşlarda etkin olan erkeklerin aile ve toplum içerisinde, dolayısıyla da siyasette ön plana çıkmış olmaları doğal karşılanmalıdır (Kılıç, 2005: 31–41). Dönemin savaş tarzı, Hitit devletinin siyasî bünyesi ve ataerkil yapının mevcudiyeti göz önüne alındığında, kadının siyasete çok fazla ön plana çıkmamış olduğu düşünülebilir. Oysa Hititlere ait belgeler bunun aksini göstermektedir. Halk kadınının hakları tatmin edici olmamasına rağmen Hitit kraliçeleri devletin iç ve dış siyasetinde mühim bir yer tutmaktaydılar. (Trover Bryce Hitit dünysında yaşam ve toplum s.114-115) Mühürlere yalnızca erkekler sahip değildi. Kadınlar erkeklerle eşitti. Bir yazıda Karkamış Kralı II. Suhi’nin eşi “Her nerede kocam adını kutsarsa, benim adımı da saygıyla kutsar” demiştir. Çok sayıda kadına ait mühürün varlığı Hititlerde kadın erkek eşitliğinin bir başka belgesiydi. “Hitit Uygarlığı nın en ilginç özelliklerinden biri de Mezopotamya da erkeklerin baskısı altında yaşayan kadının Hitit Ülkesi nde sahip olduğu saygınlıkta görülmektedir. Kraliçelerin nerede ise krallar kadar haklara sahip olmalarından anlıyoruz ki Hititlerde erkek ve kadın eşdeğerde idi. Harem yalnız kral sarayında vardı; halk arasında ise çok kadınla evlilik (poligami) geleneği yoktu. (Temel Britannica Meydan Larousse Anadolu Kültür Tarihi (Ekrem Akurgal) Hitit Çağında Anadolu (Sedat Alp) Konu Seyfi MUXUNDİ tarafından (01-03-2009 Saat 23:10 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#2 |
12 Hizmetliler
![]() ![]()
Üyelik tarihi: 09-03-08
Mesajlar: 160
Üye No: 909
Ettıgınız tşk :: 2 2 mesaja 3 kere tşk edildi |
Bitik Vazosu’nda görülen baş sahne, kutsal evlenme tasvirinin dünya tarihindeki en eski örneğidir. Damat, yüz görümü sırasında gelinin duvağını açıyor ve ona bir kadeh içki sunuyor. Vazodaki kutsal şölen büyük olasılıkla soylu bir çifte, sözgelimi bir prens ve prensese aittir. Ancak Hitit dininde kutsal evlenme özünde erkek Fırtına Tanrısı ile ana tanrıça arasındaki evliliği simgeler. E. Akurgal'a göre bu olay, Hititlerin erkek baş tanrısıyla, Hatti – Hurri ana tanrıçasının evliliğini simgelemektedir. Bu evlilikle birlikte Hatti – Hurri halkları Hitit egemenliği altına girmişler ve Hititlerden önce baş tanrı olan ana tanrıça evlenerek konumunu kocasına terk etmiştir.
Kadınına verilen değerden dolayı simgeleştirilmiştir. Anadolu kadını Kimerler zamanında üstünlük yaşamıştır. Sinop yöresinde Amazon savaşçı kadınlar vardır. Hatta bazı tarihçiler Sinop =Amazon kadın olarak yorumlarlardı. “Amazonların isminin kökenini araştıracak olursak, yazarlarla desteklenen cevap şudur ki; A-mazon, yani memesiz demektir. Bunun nedeni ise, bu savaşçı kadınların daha iyi ok atabilmek için tek göğüslerini kesip çıkarmış olmalarıdır. (CAN, Şefik, Klasik Yunan Mitolojisi.ERHAT, Azra, Mitoloji Sözlüğü, 2001.)” Kadının Anadolu’daki egemenliğinin bir örneğidir. ANADOLU DIŞINDA KADIN: Hazreti Süleyman'ı (MÖ. 973-933) ziyaret ettiği rivayet edilen ve bugün Habeş imparatorlarının, Hazreti Süleyman ile bu ziyaret sırasındaki aşırı dostluğunun semeresi olan bir çocuktan geldiklerini ileri sürerek iftihar ettikleri Seba melikesi Belkıs; İsrail kralı Ahab'ın kızı ve Yudea kralı Yoram (= Avram)'m karısı olup oğlu=Ahasya'nın ölümünden sonra bütün prensleri ortadan Saldırtarak tahta oturan ve altı yıl (848-842) kanlı bir saltanat sürdükten sonra, vaktiyle Ahasya'nın ölümden kurtarılmış ve bir mabette büyütülmüş olan oğlu Yoas'ın idare ettiği bir ayaklanmada öldürülen ve hayatı Racine'in beş perdelik trajedisine konu teşkil eden güzel Athalia; güzelliği ile Sezar ve Antonius gibi iki büyük asker ve devlet adamını kendine bağlayıp Actium'da (M, 0. 30) Antonius'la, birlikte Octavianus'a yenilince hükümdarlık gururunu çiğnetmemek için zehirli bir yılana kendisini sokturmak suretiyle intihar eden ve bir Bernard Shaw'ın bile kalemini harekete getiren Mısır kraliçesi Kleopatra; Arap Tedmür (= Palmyr) devletinin hükümdarı, kocası Üzeyne (Odenath)'nin 266/7'da katli üzerine devletin dizginlerini fiilen ele alan ve Romalıların izni ile Mısır'ı da ele geçirip hükümdarlığının sınırlarını genişleten, fakat sonra Romalılara karşı ayaklanarak 270'de yenilgiye uğrayan, ikinci bir ayaklanmadan sonra esir olarak götürüldüğü Roma'da güzelliği, zekâsı ve bilgisi ile herkesi kendisine hayran bırakan, Arap efsanelerinin meşhur Zebba (Zenobiya veya Zeynep)'sı gibi. Avrupa'da taç giymiş olan kadınların çoğu büyük hizmetler görmüşler, adlarını memleketlerinin tarihine iyi bir şekilde yazdırmayı başarmışlardır. Kadınların başka ülkelere nispetle daha çok tahta çıktıkları İngiltere ve Rusya'da bu hükümdarlar bu devletlerin tarihinde çok önemli roller oynamışlardır. Örneğin, İngiltere’de /. Elisabeth (1558-1603) 1588'de ispanya Armada’sını yenerek İngiltere’nin Protestanlığını korumuş ve devletini zamanın en güçlü deniz devleti hâline getirmiş; kıraliçe Mary (1689-1694) ve kraliçe Anne (1702-1714) zamanlarında ise İngiltere'de demokrasi tam anlamıyla yerleşerek kesin şeklini almıştır. İngiltere tarihinde bir çağa adım vermiş olan kıraliçe Victoria (183 7-1901) zamanında İngiliz imparatorluğu bütün dünyada genişlemiş, İngiltere dünyanın hemen hemen bütün stratejik noktalarına yerleşmiş ve Disraeli gibi bir devlet adamı sayesinde de olsa, kıraliçe Hindistan'da imparatorluk tacını giymiş ve Mısır, Güney Afrika gibi önemli yerleri imparatorluğuna katmıştır. Rusya'da ise XVIII. yüzyıl tam anlamıyla bir kadınlar saltanatı yüzyılı olmuş, I. Petro'nun bir büyük Avrupa devleti hâline getirdiği Rusya'nın bu durumunu çariçeler korumayı başardıkları gibi geliştirmişler ve bunlardan, II. Kotarma. Osmanlı İmparatorluğu’na indirdiği darbelerle topraklarını -genişletmiş, Rusya'yı kesin olarak Karadeniz'e çıkartmıştır. 1387'de Danimarka ve Norveç tahtına çıkmış olup sonradan İsveç kraliçeliğine de seçilen ve efsanevî Asur kraliçesi Semiramis'e nispetle kendisine Kuzey Semiramis'i adı verilen Margaret (i387-1412) kurmayı başardığı Kolmar Birliği ile bu üç devleti bir süre için birleştirmiştir. BİZANS : İRENE ............ :................................................. ..... 797-802 ZOE (TEODORA ile birlikte 2 ay) ........................ 1042 TEODORA ...,.._........................................... ..... 1054-1056 ÎSPANYA (Kastilya, Leon ve ispanya) : URRACA (Leon ve Kastilya)................................... . 1109-1126 I. İSABELLA (Kastilya)........................................ .. . 1474-1504 JUANA (Kastilya)........................................ ............ . 1504-1506 II. ÎSABELLA (ispanya) ....................................... . 1833-1868 İSKOÇTA : MARGARET .f£............................................... ..... 1286-1290 MARY STUART .................................................. 1542-1568 NAPOLÎ . I. JUANA .................................................. ........... 1343-1382 II. JUANA .................................................. ........... .. 1414-1435 DANİMARKA, NORVEÇ, İSVEÇ : MARGARET (Dan. Nor. îsveç) ........................... 1387-1412 CHRİSTÎNE (îsveç)........................................... ..... İ632-1654 UL&ÎKA (îsveç) .................................................. .. 1720-1751 İNGİLTERE : LADY JANE GREY (ilân edilmiş, tutunamamış)1553 MARY, Kanlı............................................. ............. I553"I558 I. ELÎSABETH .................................................. . 1558-1603 MARY.............................................. ...................... 1689-1694 ANNE .................................................. ................. 1702-1714 VÎCTORÎA .'M................................................... ... 1837-1901 II. ELÎSABETH ............................................... ..…..1952- RUSTA ; I. KATARÎNA .................................................. ... 1725-1727 ANNA .................................................. ................. . 1730-1740 ELÎSABETA......................................... .................. . 1741-1762 II. KATARÎNA ....................................... .;....1762-1796 AVUSTURYA : MARÎA THERESÎA ............................................... 1740-1780 PORTEKİZ \ I. MARÎA .................................................. ......... . 1777-1791 II. MARÎA ...,.............................................. ....... . 1833-1853 HOLLANDA : WÎLHELMÎNA .................................................. .... . 1890-1948 JULÎANA …………………………………………..1948- DOĞU VE BATIDA KADIN Arap Amâlika devletinde Zjha adla bir kadın, babasından sonra, Elcezire taraflarında emire olmuş, sonra hile ile öldürülmüştür. (Mehmet Zihnî, Meşahir ün-Nisa, I., 254 v. öt.) Peygamberin hemen ölümünden önce ve sonra ortaya çıkan sahte peygamberler arasında Secah adlı bir kadın yer almış. Tam anlamıyla hükümdarlık yapmamakla beraber, geri çekilinceye kadar bir hükümdar ve başkomutan gibi hareket etmiş, diğer sahte peygamber Müseylime ile anlaşmalara varmıştır. Efsanelerle karışmış olmakla beraber, M.Ö..VL Yüzyılda Hazer denizinin doğusunda yaşamakta olan Massagetler'de (Iran yazıtlardaki Sakalar) kocasının ölümü üzerine tahta Tomris adlı karısı geçmiştir. İran’da Keyaniyan hükümdarı İsfendiyar oğlu Behmen'in kızı Hüma, babası, kardeşini değil de kendisini veliaht tayin ettiği için, babasından sonra 32 yıl saltanat sürmüştür. Gene İran'da 628'de II. Kavad ölünce ileri gelen asilzadeler mütemadiyen kral değiştirmeğe başlamışlar ve Erdeşir'den sonra II. Husrevperviz'in büyük kızı Purandokt'u tahta geçirmişlerdir. Bu kadın bir yıl dört ay başarılı bir hükümdarlıktan sonra ölmüş; bundan bir ay sonra da kız kardeşi Azermidoht tahta geçirilmiştir. Moğollarda da imparator öldüğü zaman yeni imparator seçilinceye kadar çok kere devlet idaresini, ölen hükümdarın karısı üzerine almıştır. Örneğin Cengiz Han'ın gelini, Ögedey Han'ın karısı Turakina, kocasının ölümünden sonra böylece dört yıl hükümdarlık etmiş ve hatta (Cuveynî, Tarih-i Cihangüşâ, Abdülbakî Gölpınarlı çevrisi (basılmamış) II. C., S. 227; Ebu'1-Gazi Bahadır Han, Şecere-i Türk, S. 147.) Kara Hülegü'nün eşi Organa (Orkina) Hatun, kocasından sonra, oğlu küçük olduğundan 1251'de naibe olarak işleri ele almış ve bu arada adına para bastırmıştır. Güyük Han'ın karısı Ogulganmış Hatun da kocasının ölümünden sonra oğulları Hoca ve Naku'nın adlarına hükümdarlık etmiştir. Turakina Hatunun Tifüste bastırdığı bir parası Matriarkal veya daha doğrusu matrilokal aile sistemine daha çok rastlanan Uzak-Doğu'nun güney ülkelerinde de kadınların siyasî hayatta kolaylıkla önemli roller oynadıkları anlaşılmaktadır. M. s. 40 yılında Trung adlı iki kız kardeş --âdeta 1400 yıl sonra Fransa'daki Jeanne d'Arc gibi— vatanları Vietnam'ı Çin esaretinden kurtarmak için ayaklanmışlar, kadınlardan teşkil ettikleri bir ordu ile Çinliler'i memleketten kovarak Vietnam'ı yeniden bağımsızlığa kavuşturmuşlardır. Dört yıl sonra hükümdar, bu iffetli kadınlar ordusunun mahcubiyetten dağılmasına sebep olan hilelere başvurarak tekrar Vietnam'a girmiş; Trung bacılar ise kendilerini ırmağa atarak intihar etmişlerdir ki, hâlâ her yıl Saigon'da. Tranjj bacıların zaferi kutlanmaktadır. Uzak-Doğu ile Amerika arasındaki Havai adalarında XIX. Yüzyılda birçok kadınlar arka arkaya önemli roller oynamışlardır. Hattâ Amerika Birleşik Devletleri buraya kesin olarak yerleştikleri sıralarda bu adalar devleti de Lüuikalani adlı bir kraliçenin (i891-1893) idaresinde bulunmakta idi, Afrika'nın hemen doğusunda bulunmakla beraber, halkının Malenezya'dan gelmiş olduğu anlaşılan Madagaskar adasında da XIX. Yüzyılda arka arkaya birkaç kıraliçe bu büyük adamın idaresini ellerinde tutmuşlardır : 1828'de Madagaskar kiralı I. Radama ölünce çıkan bir ihtilâl sonunda, devlet ileri gelenleri Radama'nın karılarından birini I. Ranavale adı ile kıraliçe ilân etmişlerdi. Bu sırada adayı ele geçirmek için uğraşan ingiliz ve Fransızları Madagaskar'dan dışarıya atan kıraliçe, 1845'te Tamatave'ı bombardıman eden Fransızların karaya çıkmalarını önledi ve adayı 8 yıl süre ile bütün emperyalist emellere karşı korudu. 1861'de ölen bu kraliçenin yerine oğlu II. Radama geçti. Ancak iki yıl sonra çıkan bir ayaklanmada bu kral öldürüldü; onun yerine karısı Rabuda kıraliçe ilân edildi ve kendisine Rasoherina adı verildi. Bu da 1868'de ölünce yerine yeğeni Ramama, II. Ranavale adı ile geçti. Bundan sonra, 1883'de kral soyundan bir kadın III. Ranavale adı ile tahta geçirildi ve 1895'te Fransa Madagaskar'ı kesin olarak sömürge imparatorluğuna karıncaya kadar başta kaldı. KÜRTLERDE KADIN Yine 1842'de Mir Bedirxan isyanında Helime Xanım adlı Kürt kadını, Başkale bölgesinde hüküm sürer ve şehir kalesinin denetimini eline alır. 1854 yılında Fato Reş (Kara Fatma) üç yüz süvarisiyle birlikte Osmanlı'nın başkenti İstanbul'a girer. Maraşlı olan Fato Reş bir Alman gazetesinde "Kürdistan aslanı Kara Fatma İstanbul'da" şeklinde tanıtılır. Bir çok kaynakta savaşkanlığı nedeniyle Amazon Fatma olarak da tanımlanır. Cemal Nebez bir kitabında Fato Reş'in 1877-78 yılında Rus-Osmanlı savaşına katıldığını, 500 kadar askerini Kars ve Erzurum taraflarına gönderdiğini yazar. 20. yüzyılın en önemli Kürt kadını ise Şahrezur'un taçsız kraliçesi Adile Hanım'dır. Bilgili ve otorite sahibidir. 1895'te Caf aşiretinin reisiyle evlenir. Caf aşiretine 15 yıl hükümranlık yapar. 1924'te ölünceye kadar hükümdar kalır. Yine bu dönemde yaşayan Şeh Mahmut'un kız kardeşi Hafzexan, siyasi otoriteye sahip bir kadındır. Yine Kürt kadınları açısından önemli bir deneyim olan Kürdistan Kadınlar Birliği'nin (1952) başkanı olan Nefsa Xan Naqip, siyasi bir kişilik olarak Kürt kadın tarihinde önemli bir isimdir. Dersimde zarife Xatun önemli bir 20.yy kadınıdır. Sosyolojik olarak anaerkil ilişkiler yaşayan insanlık tarihi, koşullara göre kadına da roller biçmiştir. Mitolojide kadın kahramanlar üç ayrı özellik taşımışlardır: 1) Koca-Ana, 2) Bereket-Ana, 3) Tanrıça-Ana. Anaerkil toplum sürecinde kadın kahramanlar ortak özellik taşırken, üretim ilişkilerini ve inançların değiştiği somaki toplumsal süreçlerde Koca-Ana-ların rolleri de değişti. Anaerkil süreçte, Koca-Anaların tümü de babasız çocuk doğurmuş ve bu babasız çocuklarına aşık olmuşlardır. Bunlar hem Tanrıça, hem bakire, hem de kahraman oğul sahibidirler. Babil ülkesi Koca-Anası Iştar anadır. Bakire olan Iştar, babasız doğurduğu oğlu Dımmuzi'nin sevgilisidir. Isis, Mısır ülkesinin Koca-Anasıdır. O da babasız doğurduğu oğlu Osiris'in aşığıdır. Sümerler'in Koca-Anası Nansuri, babasız oğlu Gügamiraır. Anadolu'da Cybela Ana bakiredir, bahasız o51u ve asıih Attis'tir. Baü Anadolu'da Artemis bakiredir, babasız oğlu Adenis sevgilisidir. Ege'de, Efes'te Konsil toplanıp Arte-mis'in özellikleri Meryem'e verilmiş ve bakire Meryem, babasız oğlu isa'yı doğurmuştur. Hititlerin Anası Heput Ana, Filisitin'e götürülmüş Adem ile Havva'ya dönüştürülmüştür. Kuzey Kafkasya'da Koca-Ana Seteney, Anadır. Babasız oğlu Sesrikuç, ateşi devlerden çalıp insanlığa armağan etmiştir. Seteney, Nart kavminin başkanıdır; bu kavmin önderidir. Güzellikte, erdemlilikte "kırmızı gül" kadar güzel ve birincidir. Nart toplumun kurtarıcısıdır. Tek basma bir danışma organıdır. Savaş ve barışa, kıtlık ve yokluğa karşı o karar verir. Güzellik ve Anadır... Tüm Koca-Anaların özellikleri hemen hemen aynıdır. Anaerkil toplum dönemini yaşayan yerleşik Dersim halkının Koca-Anası ise, Tannça " Hassa" dir. Tannça Hassa, Dersim'de uzun bir süre egemen olmuştur. Bir Ateş ve Ocak Tanrısı'dır. Bazı Dersim tarih araştırmacıları Pulur, Xıdı-roz, Aşuvvan yöresinde yapılan kazılarda ortaya çıkan bu kabartmalarda, Tanrıça Hassa'ya ait orijinal buluntular elde edildiğini yazmaktadırlar. Sonraki yüzyıllarda kadın egemenliğinin ortadan kalkmasıyla, yerini sınıflı toplum imlerine bırakmıştır. Ancak Dersimliler arasında kadına duyulan sevgi ve saygı, ateş ve ocağa verilen önem sürdürülerek, günümüzde Ocakzade er kişi olan dedenin eşine "Ana" sıfatı yüklenerek, gelişen -Sürece paralel olarak Ana Fatma imgesi ile özdeşleştirilmiştir. (Turabi Saltık Munzur 2. sayı sayfa18) Dersim mebusu Lütfi Fikri Bey, Liberal gruba mensuptu; mecliste tutucu grup ile liberal grup arasında çekişmeler eksik olmazdı. Sözgelimi parlamento tarihinde ilk kez kadınlara da oy hakkı verilmesini Dersim mebusu Lütfi Fikri Bey teklif etmiştir. Hatta, Lütfi Fikri Bey, konuya ilişkin olarak yürürlükte bulunan 65. maddede bir değişikliğin yapılmasını; «erkek» kelime sinin madde dışı bırakılarak kadınlara da oy hakkı tanınmasını önermekte idi. Fakat, birçok ileriye yönelik önergeler gibi, Lütfi Fikri Bey'in bu önergesi de tutucu grubun oylarıyla reddedildi. Meclisin 19 Haziran 1909'daki birleşiminde Lütfi Fikri Bey'in bu önergesi reddedilirken yine aynı gün Arnavut asıllı mebuslardan Mustafa Basri tarafından verilen bir başka önerge de aynı şekilde reddediliyordu. Mustafa Basri, önergesinde Avrupa saatinin kabul edilmesini talep etmekteydi. «Fakat tutucular, öylesine kuvvetle karşı koymuşlardı ki celse alt üst olmuş ve önergeyi geri çekmek zorunda kalınmıştı.» (F. Ahmed D-A Rustow İkinci Meşrutiyet Döneminde Meclisler(1908-1918)GÜ. D:A (4-5) 1976- Sh.259-- Bilal Aksoy Tunceli s.208)Konu Seyfi MUXUNDİ tarafından (01-03-2009 Saat 22:42 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#3 |
12 Hizmetliler
![]() ![]()
Üyelik tarihi: 09-03-08
Mesajlar: 160
Üye No: 909
Ettıgınız tşk :: 2 2 mesaja 3 kere tşk edildi |
İSLAM DÜNYASINDA KADIN:
İslâm tarihindeki şu kadınlardan kısaca bahsetmek yerinde olur inancındayız : 726/1326'da Şeyha-i Saliha Ümmü Muhammed Ayşe binti Muhammed... Harranf ve Şeyha-i Saliha Zeyneb binti Kemalüddin Ahmet bin Abdurrahim.., Mukaddesi adlı iki kadın müderrise Şam'da ıbni Battuta'ya. icazet vermişlerdir. Allâme Vecihüddîn Hanbel'm. torunu olan Ümmü Abdullah bint ül-Kadî Şemsüddîn ise muhaddise olarak büyük bir şöhret yapmış, Mısır'a davet edilmiş orada Emir Seyfüddîn Argun ile Kadî Kerimüddîn el-Kebîr kendisinden hadîs tahsil etmişlerdir. 624/1324'de doğmuş olup 717/1317-8'de ölmüş olan Süt ül-Vüzera Ümmü Abdullah'tan ayrıca Zehebi, Kadî Fahrüddîn el-Mısrî, Şeyh Salahüddîn el-Âdî ve daha birçok tanınmış kimseler ders almışlardır. (Bahriye Üçok Kadın Hükümdarlar S.11) Şam'da yaşamış Süt ül-Ülema denilen bir vaize kadın vardır. Asıl adı Vecihiyye binti Mûeddeb olup Zeyn üd-dar adıyla tanınmış bulunan bir kadımda fazileti ve fıkıh bilgisindeki derinliği ile şöhret yapmıştır. Abbasîler zamanında IV. Hicrî yüzyılda Bağdat'ta verdiği vaizlerle şöhret bulmuş olan Hamde binti Vâsık, Bab ül-Meratib'de oturur ve özel vaiz toplantıları tertip ederdi. Kadınların İslâm memleketlerinde, yukarıda görüldüğü gibi, kolayca şairlik, vaizlik, ediplik, fıkıhçılık ve hadisçilik alanlarında yükselmelerine karşılık, fıkhın tatbikatı demek olan Kadılık mesleğine girip giremeyecekleri tartışma konusu olmuştur. İlim, Fıkıh, Edebiyat gibi fikrî alanlarda yukarıda görmüş olduğumuz üzere birçok başarılar sağlamış olan Müslüman kadınlar, fiilen siyaset sahnesinde de rol alma perde arkasında olmuştur. Yoksa doğrudan doğruya bizim tarihimizde gördüğümüz Hurrem, Kösem veya Turhan Sultan'lar gibi, Hindistan'da Türk - Moğol İmparatorluğu'nda, Ekber Şah zamanmda (1556-1605) büyük nüfuz kazanmış olan dadısı Mahım Anaga, İran'da İlhanlı İmparatorluğunda Ebu Said Bahadır'ın karısı Bağdat Hatun gibi perde arkasından devleti idare etmiş olan kadınlara rastlamaktayız. Tarihin bütün devirlerinde, dünyanın her kıtasında, perde arkasındaki kadınlar, çok kere, siyaset sahnesindeki otoritelerin gerçek yöneticileri olmuşlardır. Anadolu tarihinde yukarıda ancak bir kaçının adını andığımız kadınları bir yana. Dünyada Babil'in asma bahçelerini yaptırdığı söylenilen ve kocası Ninus'u her alanda gölgede bırakan adı efsaneleşmiş kıraliçe Semiramis bunlardan biridir. Ayrıca Bizans'ta İmparator Justinianus'un asiler önünde kaçmasını önleyen ve sonunda zaferin kazanılmasına sebep olan İmparatoriçe Theodora bir başka örnektir. Fransa'da Marquise de Pom-padour, Madame du Barry ve Marie Antoinette, Hindistan'da Cihangir'in gözdesi Nur Mahal, Çin'de cumhuriyetin hemen ilânından önce, İmparatoriçe Tsi-Husi ve daha yüzlerce ve yüzlerce kadın gelmektedir. 976'da.ölen Endülüs hükümdarı ikinci Hakem'in biricik oğlu Hişam’ın. henüz on yaşında olmasından ötürü annesi Subh oybirliği ile ona naibe tayin edilmiş ve oğlu yetişinceye kadar, Muhammed bin Ebu Âmir el-Mansur adında bir Arap asilzadesinin yardımıyla devlet idaresinde büyük başarı göstermiştir (Brockelmann, İslâm devletleri ve milletleri tarihi, çeviren, Neşet Çağatay, S. 203.; Müneccimbaşı, Sahâif ül-Ahbâr, II. S. 20) Mısır'da sükûnet yeniden kurula-bilmişse de bir suikaste kurban gitmesi yeni karışıklıklara sebep olmuştu. Bir süre sonra ez-Zâhir'in oğlu el-Mustansır da küçük yaşta tahta geçtiğinden, ona da bir zenci cariye olan annesi nâibelik etmiştir. (İslâm Ansiklopedisi IV. S. 525 ![]() “Aynî'nin, Hama sahibesi Gâziyye Hatun hakkındaki pek öv-gülü ifadesinden, onun Mısır Sultanı Melik Kâmil'in kızı olup Hama hükümdarı Melik Muzaffer'le evlendiğini ve 629/1231-2' de Hama'ya böylece geldiğini, kocasından sonra yaşayan çocuklarından Melik Mansur'a nâibelik edip, sonunda ülkenin idaresini kendi sağlığında oğluna teslim ettiğini öğreniyoruz (îkd ül-Cumân, S. 411). 784/1382-3'de gene Mısır'da Türk hükümdarlar zamanında Melik Eşrefin annesi, oğlu küçük olduğundan onun yerine memleketi idareyi ele almış. “XVI. Yüzyılda ise Kazan'da Can Ali'den dul kalan Siyüm-Bike Hatun, Safa Girey ile evlendikten sonra üç yaşındaki oğlu Ütemiş Girey’e naibe tâyin edildi. Ceddinin Rus düşmanlığım devam ettiren bu Hatun, Kazan Türk milliyetperverlerinin başında bir kahraman olarak ün bırakmıştır. (Akdes Nimet Kurat, Kazan Hanlığı, D. T. C. F. dergisi, XII. S. 228) İslâm devletlerinde 17 kadın hükümdar tespit edilmiş bulunuluyor. Burada dikkatimizi çeken en büyük özellik ise bunun İslam merkezi Arabistanda değil çevresinde İslamlığa yeni geçen ya da çok uzak olması ki o dönemde iletişim ağının zayıf olması ile kendine has İslamlık yada eski yaşam ve inançlarından vazgeçemenin verdiği avantaj olsa gerek. Bunlar Delhi Müsüman Türk devleti Raziye Sultan (öldürülmüş.1244). Mısır Sultanı Şecer Üd-Dür memluk sultanesi Melik Slih eşi Hükümdar olunca bağdatta oturan halife “Eğer sizde erkek kalmamışsa biz size bir sultan yollayalım.” Deyip aşağılamıştır.1265 da suikastla öldürülmüştür. İran Kirman Kutluk devletine hükümdarlık yapmış. 1283 hastalanarak ölmüştür. Kirman Kutluk Devletinde Türkan Hatun Tebriz Çerenbad ta sürgünde öldü. (1282) Yine Kirman Kutluk Devletinde Sefvetüddin Padişah Hatun. Sükatla ölüm (1295) Bundan başka Farsta Ebeş Hatun(1325), Luristan da Devlet Hatun(1596) , İlhanlılarda Sultan Satı Bey Han(1344) , İlkanyan(Celayirli) Döndü Hatun (1416) suikastla ölüm. Maldiv Adalarında Sultan Hatice, Sultan Meryem, Sultan Fatma Dayn, Kasım Hanlığında Sultan Fatma Bike(1681) ölümü meçhul. Samatada Açe Sultanlığına Safityetddin Tac-Ül Alem Şah. Nakiyetüddin İnayet Şah, Zekiyetüddin İnayet Şah, Ziynetüddin Kemalat Şah gibi kadın hükümdarlar vardır. Ki bunların çoğunun Türk olması ise İslamlıkla bağdaştırılamaz Türklerin eski gelenek ve devlet idare şekline bağlamak daha doğrudur. Osmanlılarda bile ilk dönemde kadın etkin olurken daha sonraları Ulema takımının Mısırda getirilmesi ile tamamen arka plana itilmiş. Kösem sultan gibi kadınlar ise binde bir ihtimalle ortaya çıkan saray kadınlarıdır. Ulama takımının Mısırdan getirilmesi ile de Osmanlı gerilemesinin başından gelen büyük sebep olmuştur. “Ve bu tutum sadece kültürsüz cahil sınıflara ve halktan kişilere özgü olmayıp toplumun "aydın" diye bildiği çevrelere de olağan görünen bir şeydi Zira toplumun "bilgin" (ulemâ) diye başına taç ettiği ünlü kişiler dahi kadını önemsiz ve değersiz görmek ve küçültmek hususunda birbirleriyle yarış ederlerdi. Bu nedenle Osmanlı aydınından farklı bir davranış beklenemezdi. Bundan dolayıdır ki 19. yüzyılın başlarında Osmanlı şairlerinin en ünlülerinden sayılan Fazıl Bey (1759-1810)'in, çeşitli ülkelerin kadınlarını eleştiren "Zenân-Nâme" adlı yapıtında, kadınlardan söz etmenin "abes" olduğunu belirterek okuyucusundan, böyle bir kitap yazdığı için özür dilemesine şaşmamak gerekir. Çünkü "kadın", onun indinde kitap konusu yapılmaya lâyık bir varlikdeğildir.. Asıl ilginç olan husus şudur ki 1838 yılında taş basması olarak yayınlanan bu kitap, Mustafa Reşit Paşa tarafından "kadınlarla ilgili kitap yazmak I edebe aykırıdır" gerekçesiyle toplattırılmıştır. Düşününüz ki Mustafa Reşit Paşa, o dönemin en gözde devlet adamlarından ve "aydınlarından" sayılırdı; varın siz böylesine ilkel kertedeki Türk toplumundan uygarlık ve gelişme bekleyin (İlhan Arsen Kadın ve Şeriat s. 40)” Bu yaşamsal kültür temelinde günümüz dünyasında yaşadığımız İslam toplumlarında kadına inanılmaz recm ve diğer cezalar uygulanır. Bunlardan birkaçını örnekleyecek olursak: “Kadın olmak dünyanın her yerinde zor. Pakistan'da kadı olmak daha da zor olsa gere. . Hepsi de yakınları tarafından yakılmıştır. 33 kadının hikâyesi bir kitapta toplandı. Bunlardan bazıları: NACAF SULTANA: 5 yaşında uyurken babası tarafından yakıldı. Çünkü baba evde bir tane daha kız istemiyordu. Nacaf yaralarının iyileşmesi için tam 15 kez ameliyat oldu. Şu anda 16 yaşındaki talihsiz kız yakınlarının yanında yaşıyor. SABİRA SULTANA:30 yaşındaki kadın kocası tarafından yakıldığında hamileydi. SHAMEEM AKHTER: 18 yaşındaki genç kız 3 yıl önce sokak ortasında 3 erkek tarafından yakıldı. IRUM SAEED: Şu anda 30 yaşında... Yakıldığında ise 18 yaşındaydı. Caddenin ortasında evlenmeyi reddettiği genç tarafından asitle yakıldı. Yüzüsırtı ve omuzları tamamen yanık... Tam 25 kez ameliyat oldu. ATTİYA KHALIL: 3 yıl önce yani 13 yaşındayken komşularının akrabası onunla evlenmek istiyordu. Red cevabı vermesi onun hayatının kararttı, yakıldı. SAİRA LİAQAT: 26 yaşındakuaförlük yapıyor. 15 yaşındaykendaha sonra kendisini yakacak olan adamla evlendi. Yakılmasının sebebiyse okulunu bitirmek istemesi... (www.satboard.org/188-fotograflar/521)” Anadolu Kadını Hititler dönemindeki kısmi haklarını Hitit deveti bitimi ile kaybedince hem cins olarak mücadele etmese de erkeklerle beraber bu mücadeleleri zaman zaman sürdürmüştür. Şeh Bedrettin’e “Yârin dudaklarından gayri her şey ortak.” Sloganını dile getirten tarihsel söylemi dile getiren Torlak Kemalin ordusu içinde kadın müfrezelerinde olmasıdır. |
|
|
|
|
|
#4 |
12 Hizmetliler
![]() ![]()
Üyelik tarihi: 09-03-08
Mesajlar: 160
Üye No: 909
Ettıgınız tşk :: 2 2 mesaja 3 kere tşk edildi |
İSLAM FIKKISINDA KADIN:
İslam öncesi kadınların özgürlüğü yok denmesine rağmen kadının erkeğini seçmede daha özgür olduğuna rastlıyoruz. İslam’la birlikte kadının nasıl köleleştirildiğini aşağıdaki kaynaklarla okuyucuların yorumuna bırakıyorum Fakat her ne olursa olsun şu muhakkaktır ki kız çocuğunu öldürme geleneği" dişiye karşı düşmanlık" duygularından doğmuş değildir. Eski Araplar dişiyi aşağı görmez aksine kutsal nitelikte görürlerdi. Örneğin Tanrı’nın meleklerini bile dişi olarak kabul ederlerdi. Nitekim Kur'ân'da "...doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere dişi adını takarlardı..." (53 , Necm 21,27-28) diyerek Cahiliye Araplarını yeren âyet'ler vardır. Tanrı'nın ( meleklerini dişi kabul edecek kadar kadını kutsallaştıran bir toplumun, kadına düşmanlık duygusu ile kız çocuklarını öldürtmesi elbette ki düşünülemez.! Öte yandan Muhammed'in yaşadığı dönemlerde bu gelenek, tüm Arap kavimlerine şamil olmaktan çıkmıştı. Meydanî"nin yapıtlarından öğrenmekteyiz ki o tarihlerde bu gelenek sadece Temim kavminde, pek nadiren uygulanmaktaydı. (W. Robertson Smit Kinship and Marriga Early Arabia ‘london’ 1903 S292) Cehennemi gördüm, bir baktım ki halkının ekseriyetini kadınlar teşkil ediyor..." , İbn Abbas'ın rivayetine dayalı bu hadîsler için bk. Sahih-i Buharı Muhtasarı..., 1,41,224, Hadîs no. 27 ve 207; Ayrıca bk. Gazali, age, (1975), II, 149 ve d “İki erkeği de bu muameleye tanık tutunuz. İki erkek bulunmazsa... bir erkekle iki kadın tanık olsun"(2 Bakara 282)” ayrıca İki kadının tanıklığının bir erkeğin tanıklığına bedel olduğu konusunda bk. “Sahih-i Buharî Muhtasarı Tecrid-i Sarih, Tercemesi c. VI, sn. 39, ve ayrıca cild |VIII, sh. 64.” "Erkekler kadınlardan üstündür, çünkü Allah onları bir çok şeylerde kadınlardan üstün etmiştir, (ve) çünkü onlar, kadınları, mallarıyla geçindirirler, doyururlar" (4 Nisa 34) "Kadınlar arasında Sâliha kadın, yüz tane siyah karga arasında alaca bir karga'ya benzer. Ibid, 119-120 "Eğer içinizden biri sütre'siz namaz kılacak olur da önünden bir taş atımı mesafeden eşek, domuz, yahudi ya da KADIN geçecek olursa namazı bozolmuş OLUR (Sahih--ihih-i Buhari Muhtasarı..., II, 311, 447; ayrıca bk. al-Hadis..., III, 244-5.) “Evliliğinin yararları” başlığı altında yazarken şöyle der: "Evlenmekteki dördüncü fayda, evi süpürmek, kapları temizlemek, yatak sermek, yemek pişirmek gibi ev işlerinden, kurtulmaktır. İNSANOĞLU'nun şehvet hissi olmasa da ev işleri ile uğraşması çok zordur. Çünkü bu gibi işler zamanın çoğunu alır. İlim, amel ve benzeri iş-) lerine mani olur. İyi bir kadın.erkeğin şehevî hissini tatmin ve ev işlerini tedvîr etmekle, onu (yani kocasını) huzur içinde hem diğer işlerini, hem de Allah'a karşı kulluk ve ibadetini yapabilmesini temin eder Ibid, 83. Müslim'in Ebû Hüreyre'den rivayet ettiği bir başka hadîs'te şöyle denmiştir: "KADIN, eşek ve köpek ibâdeti bozan şeylerdendir; namaz kılarken önünüze (deriden yapılmış eğer cinsi sütre koyacak olursanız) ibadetiniz temiz kalmış olur al-Hadîs...,lll.,242 Bu konuda ittifak olunan bir hadîs Ayşe'nin beyanına dayalı olarak şöyledir: "Tanrı Elçisi namazı bozan şeyleri benim önümde tekrarladı. Bunlar: Köpek, eşek ve KADIN'dır. Ibid, 82; Ayrıcabk. Mishkat..., (1960), IX, Kesim 16,292. “Muhammed, köpek ve eşek vs. gibi hayvanlardan gayrı kadınların da na mazı bozan şeyler olduğunu söyleyince Ayşe dayanamamış "Bizi bu hayvanlara, eş tutuyorsun" demek suretiyle üzüntüsünü belirtmiştir. Bir defasında da "biz kadınları köpek ve eşeklere benzetmek doğru değildir" diye yakınmıştır. Fakat buna rağmen Muhammed onu, namaz kıldığı sıralarda daima kenara itmiştir. Ayşe şöyle der: "Gerçekten de namaz sırasında Tanrı elçîsiyle Kıble arasında yattığım sırada o beni kenara iterdi." (Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih,ll, 446 ve d.; Ayrıca bk. Mishkat..., (1960), IX, 292,294.) “Islâmî kaynakların bildirdiği o'dur ki "kara köpek" namazı kateden şeylerden olduğu halde "kırmızı köpek" böyle değildir. Çünkü Muhammed, bunun böyle olduğunu açıklığa kavuşturmuştur. Nitekim Ebû Zer bir gün kendisine: "Kara köpek namazı bozuyor da" kırmızı köpek neden bozmuyor?" diye soran kimseye şu yanıtı vermiştir: "A kardeşimin oğlu, ben de senin sorduğunu (peygambere) sordum: 'Kara köpek şeytândı!1 buyurdu. Ibid, 449” Uğurluluk ve uğursuzluk, karı'da, 'ev'de ve atladır. Kadının uğurlu oluşu nikâh parasının azlığında, kolaylıkla nikâh edilmesinde ve güzel ahlâkındadır. Evin uğurlu oluşu genişliğinde ve iyi komşusundadır. Uğursuzluğu da darlığında ve kötü komşu oluşundadır. At'ın uğuru, başı yumuşak ve ahlâklı olmasından, uğursuzluğu da sert başlı ve ahlâksız olmasındandır Gazali, Kimya-yı sadet (1975), II, 537-8.) "Karakter itibariyle domuza benzeyen kadınlar oburdurlar; midelerini doldurmayı çok iyi bilirler. Fakat din, iman, ibadetle, oruç tutmakla hiç ilgileri yoktur. Kocalarının haklarına saygı göstermedikleri gibi çocuklarının beslenmesine, yetiştirilmesine, Kur'ân eğitiminden geçirilmesine aldırış etmezler. Maymunların karakter ve özelliğine sahip kadınlar, renkli giysilere, incilere, yakut ya da altın ve gümüş cinsi mücevherata düşkündürler. Karakterce köpeğe benzeyen kadınlar, kocaları konuşurken sözünü kesip suratına bağıran, hırlayan kadınlardır. Eğer kocaları varlıklı, altın ve gümüş sahibi kimselerse şöyle konuşurlar: 'Sen benim dünyamsın; Ulu Tanrım bana senin eksikliğini hissettirmesin ve dilerim ki benim canımı seninkinden önce alsın. Fakat ne zaman ki kocalarının malî durumu bozulur, İşte o andan itibaren ağız değiştirirler ve kocalarına hakaret etmeye, -'Sen parasız bir sefilsin-' şeklinde söylenmeye başlarlar. Karakterce katıra benzeyen kadınlar, hiçbir yerde durmak istemeyen inatçı katır gibidirler. Akrep cinsi kadınlar, komşularını devamlı şekilde ziyaret eden, dedikoduyu seven ve lâf toplayan tıpkı akrepler gibi gittikleri her yerde zehirlerini döken kadınlardır. Fare karakterindeki kadınlar kocalarının cebinden para çalan ve çaldığını komşusunun evinde saklayan kadınlardır. Güvercin karakterli kadınlar, evine girmeyen, çok gezen kadınlardır. Bu tûr kadınlar kocalarına, -'Nereye gidiyorsun? Ne zaman evde olacaksın-' diye sormaktan bıkmazlar. İyilikle, tatlılıkla konuşmazlar. Tilkiye benzeyen kadınlar, kocalarını evden gönderip bütün gün yatıp uyku uyurlar ve kocaları eve döndüğü zaman hasta numarası yaparlar, -'Beni evde hasta bırakıp gittin-' diye yakınırlar. Koyun gibi olan kadınlar her şeyleriyle (kocalarına) yararlı olan kadınlardır.(ibid 165-166) Bugün size temiz... (kadınlar) helâl kılındı" (5 Mâide 5); "Kadınlara evlenme teklif etmenizde... sorumluluk yoktur" (2 Bakara 235). "Ey inananlar... size... iman sahibi kadınlar geldi mi onları sınayın..." (60 Mumtahine 10). ".. hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsi-zin"(4Nisâ4). "...mü'min kadınlarla evlenmeye güç yetiremeyen kimse, ellerindeki mü'min cariyelerden alsın" (4 Nisa 25). "Kadınlar tarlalarınızda.; tarlalarınıza dilediğiniz gibi girin..." (2 Bakara 223 "Kadını hayırlı yapan şeylerden biri de erken yaşlarda evlendirilmeleridir Gazali, age, (1975), II, 63. ve d. "Döl getiren siyah kadın, doğurmayan (beyaz) ve güzel kadından daha hayırlıdır Gazali, age, (1975), II, 106. Ey kadınlar)... eski cahiliyye'de olduğu gibi açılııp saçılmayın..." (33 Ahzâb 33) "Kadınla(rınıza), evlerinin kapısında oturmamaları için, yeni elbise yaptırmayın. Çünkü elbiseleri (güzel ve yeni) olursa kalblerinden dışarı çıkmak (dolaşmak) arzusu gelir' Gazali, Kimya-I..., (1979), 178 Her ne kadar Ibn Sa'd ve ona Hişam bin Muhammed'ten gelen haberlere göre Harîs, Muhammed'in 15 kadınla evlendiğini ve 13'ü ile zifaf olduğunu bildirmekle beraber Taberînin belirtmesine göre Muhammed'in evlendiği kadınların sayısı 23'ü bulmaktadır. Bunlar şunlardır: 1) Huveylîd bin Esed bin AbduPUzza'ın kızı Hatice; 2) Ebû Bekir'in kızı Ayşe; 3) Zam'a bin Kays bin Abdişems bin Abdi Vedd el-Vudd bin Nasır'ın kızı Şevde;4) Ömer bin Hattattın kızı Hafza;5) Ebû ümeyye bin Mugire'nin kızı Ümmi Seleme; 6) Harîs bin Ebû Zirâr'ın kızı Cuveyre; 7) Ümmi Habibe; 8) Cahs bin Ribab'ın kızı Zeyneb; 9) Ubeyd bin Ka'b'ın kızı Safiye; 10) Hârîs bin Hûz'un kız\Meymune;M) Rifaa'nın kızı Neşat; 12) Amr'in kızı Şenba; 13) Ca-bir'in kızı Gaziyye; 14) Numan bin Esved'in kızı Esma; 15) Beni Kurayza'dan Zeyd'in kızı Reyhane ; 16) Kıbt kavminden Marya (cariye olarak kullanmıştır. İbrahim adındaki oğlu bu kadından olmuştur); 17) Huzeyme kızı Zeyneb; 18) Dihye bin Halife Kelbi'nin kız kardeşi Şerafi; 19) Zayba'nın kızı Aliye; 20) Kays bin Ma'di Ker'b'in kızı Kutayle;2\) Şurayh'ın kızı Fatma; 22) Huzeyl bin Hubeyre'nin kızı Havle; 23) Hazrec'in kızı Leylâ; 24) Yezid'in kızı Umre. Bütün bu kadınlar arasında Marya ve Reyhâne Muhammed'in odalıklarından sayılır. Gâziyye'yi, zifaf gecesi yaşlı bir kadın olduğunu anladığı için, derhal boşamıştır. Şenba adındaki kadını ise, zifaf olacağı zaman hastalığı tuttuğu için koynuna almamış ve fakat bu sırada oğlu İbrahim'in ölümü üzerine Şenba "Muhammed Tanrı elçisi olsaydı oğlu ölmezdi" diye konuştuğu için derhal boşamıştır. Esmâ'yı da, sırtında lekeler gördüğü için boşamıştır655. Bütün bu yukardaki evliliklerini Muhammed, 25 yaşında iken evlendiği ve kendisinden 15 yaş büyük olan Hatice'nin ölümünden sûnra yapmıştır. Her ne kadar Şeriatçı yazarlar onun bu evliliklerini şehvet gailesine değil fakat siyasal ve sosyal nedenlere dayatırlarsa da bu husus, gerçek dışı olmak yanında, çok karılı evlilik sisteminin sakıncalı sonuçlar yaratmasını önlemeye yetmemiştir. Bu sistem İslâm ülkelerinin geriliklerinde çok yıkıcı bir rol oynamış ve bu yıkıcılığını, çok karılı evliliklerin genelleşmemiş olmasına ve toplumun tüm sınıflarınca uygulanmamış bulunmasına rağmen belli etmiştir. Sadece aile birliğini kümes yaşamlarına dönüştürerek evliliğin kutsiyetini yok etmek bakımından değil ve fakat aynı zamanda erkeğin hûdgamlığını şehvet ve sömürü duygularını canlı tutması ve böylece kadını . Taberî age, (1966), II, sh. 834-848. Evli bulunduğu karılarının sayısı hakkında ayrıca bk. Sahih-i Buharı Muhtasarı..., XI, sh. 284-289. “Gerçekten de Arap kaynaklarının bildirdiğine göre Muhammed, Hatice'nin ölümünden sonra 24 kadınla evlenmiştir. Hâris'in, ibn Sâ'd ve. Hi-şam bin Muhammed'ten rivayetine göre ise 15 kadınla aynı zamanda evli olup on üçü ile zifaf olmuştur. Bunlardan on bir kadını aynı zamanda bir araya topladığı vakitler olmuştur. Öldüğü sırada dokuz kadınla evli bulunmaktaydı. Bunlar dışında nikâhsız tuttuğu cariyeleri de vardı. Taberî, age, II, 834 ve d.” Hicret'in 5ci yılında bir gün Muhammed, oğulluğu Zeyd'i ziyaret maksadiyle evine uğradığında kapıyı Zeyneb açar. Zeyneb, aceleye geldiği için, yarı çıplak bir vaziyette kapıyı açmıştır. Muhammed onu bu vaziyette görünce deli gibi vurulur ve vurulduğunu da mırıldanmak suretiyle Zeyneb'e duyurtur. Zeyneb o gece durumu kocası Zey'e anlatınca Zeyd doğruca Mu-hammed'in yanına gider ve Zeyneb'i boşayacağını bildirir. Ve boşar. Fakat ne var ki halk arasında: "Muhammed kendi oğulluğunun karısı ile nasıl evlenir? Olacak şey midir bu?" şeklinde dedikodular çıkar. Bu dediko-1 dular Muhammed'i rahatsız kılar; taraftarlarını kaybetme korkusuna kapılır. Bir an için ne yapacağını şaşırır ve Zeyd'e "Karını hoş tut" diye öğütte bulunuyormuş gibi görünür. Oysa ki aklı fikri güzel Zeyneb'dedir ve ona kavuş-1 mak için her şeyi yapmak niyetindedir. Aklına bütün bu olayların Tanrı tarafında hazırlandığının ve halk arasında dolaşan dedikodulardan .korkulacak j bir şey olmadığının "vahy" şeklinde kendisine bildirildiğini söyleme fikri gelir. Ahzâb Sûre'sine şu âyeti yerleştirir: "Hani... Tanrı'nm nîmet(ine)... senin de nimet ve bağışlarına nail olan kimseye (Zeyd'e) eşini hoş tut... diyorduk... Sen halktan korkuyordunm Halbuki korkulacak zat yalnız Tann'dır..." (33 Ahzâb 37) Fakat halktan korkulacak bir şey olmadığını ve çünkü Zeyneb'e aşık düşmej sinin hep Tanrı'nın isteğine dayandığını ve bu olay dolayısiyle ortada harara bir şey bulunmadığını, binaenaleyh Zeyneb ile evlenmesinde sakınca bulura madiğini, anlatmak üzere bir de şunu ekler: "Ey peygamber... Alah'ın sana helâl ettiği şeyi niçin kendine yasak ediyorsun..." (66 Tahrîm i), Böylece Muhammed Tanrı emrine boyun eğmiş görünerek güzel Zeyneb'le yaşamaya başlar. Konu Seyfi MUXUNDİ tarafından (01-03-2009 Saat 23:09 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#5 | |
xxxxxxxxxxxx
![]() ![]() ![]()
Üyelik tarihi: 14-06-08
Mesajlar: 379
Üye No: 1204
Ettıgınız tşk :: 0 0 mesaja 0 kere tşk edildi |
Alıntı:
Tarihteki kadının toplumda ki gelişim sürecine baktığımızda malesefki en geri değil geri orta saymaya başlamış durumdayız, Asıl üzücü olan kadının kendi değerlerinin farkında olmadan bunu erkek eğemen zihniyetin hizmetine sunmasıdır. Bunda siz ve sizin gibilerin utancına değil (o utancı yaratanlar utanmasını öğrensin) yardımına ihtiyacımız var,bizlere uzanan ellerin dost,samimi,kadına kadın olduğu için,kadını gerçekten yanında eşitinde görmek istediğinini hisettirmeliler ki değişimler başlasın. Bu değişimleri çocuklarımıza karşı borçluyuz, Aksi sadece kadını bir meta zihniyeti olarak yanında aksesur olark taşıyanların eşitlikçi düşüncelerinin kendi histerik egolarını tatminden öteye gitmediğini gördük vede görmeye devam ediyoruz. 8 Martları kendine kalkan edinen düzen soyatrılarının eşitlikçi nutuklarını duydukça ne kadar çirkinleştieklrinide görebiliyor insan,gördükçede nasıl bir çarkın işlediğini,dişlileirnin arasında nasıl ufalandığını görüyor. Ben bu dişliler arasında ezilmek,ufalanmk,ufalmak,küçülmek istemiyorum. Ve çok değrli yorum ve bilgileriniz için saygıyla yüreğinizden niyaz ediyorum. |
|
|
|
|
|
|
#6 | |
Tarikat kapisi Yol Talibi
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 14-04-07
Yaş: 21
Mesajlar: 670
Üye No: 165
Ettıgınız tşk :: 0 1 mesaja 1 kere tşk edildi |
"“Kadınım. Tanrı’nın günahkâr ilan ederek cennetinden kovduğu, “yasak elma” sevdalısıyım. Ta Âdem’den beri devam eder sürgünlüğüm yeryüzünde. Oysa bölüşmekti amacım. Bir elmanın diğer yarısı olabilmekti. Tek suçum “kaburga kemiği” olmak istemememdi. Çünkü ben yaşamın öznesiydim. Kadınım. Toplumdaki yerimi kültürler, inançlar, töreler ve üretime katılımım belirledi. Bazen “namusu” oldum erkeğin. Bazen “öküzden sonra” geldi sofradaki yerim. “At ve silahla” birlikte anıldı adım. “Kaşık düşmanıydım” beylerin sofrasında. “Saçı uzun aklı kısa” olandım. Öyleyse “karnımdan sıpa sırtımdan sopa” eksik edilmemeliydi. Kutsaldım ailede, “Cennet ayaklarımın altındaydı.” Ama ilk kirletilen yine ben oldum.
Nüfusun yarısıydım üretendim. Anaydım bacıydım sevgiliydim ama mecliste üç beş elin parmağını geçmez sayım. Siyasi partilerde erkek adaylara oy toplayan, kadın kollarıydım sadece. Sendikada üye sayısını artırmaya yarayan kadın komisyonuydum. Ne de olsa kimliksizdim yeryüzünde. Oysa mitolojide yaratıcıydım. Doğurgandım. İnsanlığı çoğaltandım. Bereket tanrıçasıydım. Mezopotamya’da İştar’dım. Mısır’da isis’tim. Eski yunanda Demeter’dim Roma’da Venüs’tüm. Kadınım ben, günahın değil, güzelliklerin tanrıçasıyım.”[1]" [1] Emek ve İnsan degisi sayı: 56 Fatma vuranok 8 mart dünya emekçi kadınlar günü versilesiyle üniversitede sunmak üzere hazırladığım makalenin girişidir aynı zamanda makalenin tamamını yazmak isterdim kadın sorunun tarihselliği açısından ama 20 sayfayı butaya sığdıramam bu giriş özetleyici bir öneme sahip zaten
|
|
|
|
|
|
|
#7 |
xxxxxxxxxxxx
![]()
Üyelik tarihi: 27-11-08
Mesajlar: 97
Üye No: 2705
Ettıgınız tşk :: 0 0 mesaja 0 kere tşk edildi |
Ask ile ,Güllün olmadigi yerde ,Bülbül zara düser ,ne güll bülbülsüz ,nede bülbül güllüz ,Her ikiside bir birini tamamlar ,Kadin olmasa erkek olmaz erkek olmasa kadin olmaz .Bütün dünyadaki kadinlarin ,ezilen baski altindaki ,horlalan ,dislanan kadinlarin isyani isyanimiz dir .18 yy sonlarinda Amerikada calisan tekstil icilerini baskilara calisma satlerini günde 18 vede fazla calismalari karsi eylem baslatan Ema Goldman vede yoldaslari .Patronlari tarafindan hayince vede Alcakca canlarini son verilmesi üzerine dünyanin farkli yerlerinde 8mart kadinlarin direnisi olarak kutlanilmaz ,Anilir cünkü bu ugurda onlarca kadinimizi katledilmistir ,bu bir baskaldiridir ne hikmetse son yy larda göbek dansi ile eglenceye dönüsmüs .kendi kanatimce gine (bir örnek vereyim yasadigim henuz 18 yaslarindaydim icimde kipirdayan bir alev vardi nerde bir mücadele olsa oraya gitmeye calisirdim tamda 8 Mart etkinliklerinde kürsüye cikmis bir erkek kadinlari anlatiyordu mütüs etkilendim saten tanidigim bir vatandasdi bu etkinlik biti birlikte bizde evine davat eti bu vatandas o zaman kadar cok severdim hepte örnek verirdim bu vatandasi , evine girdik girer girmez kadin bizleri terlik veriyyor titrek sesiyle korkarcasini her dündügünde esine yüzüne bakiyor tabiki biz anlam vermedik ilk basta oturma odasini yerlerimizi aldik Kadincaz sofra hazirliyordu ,yardim etmek istedik bizleri ilk basta tersledi yahu ne yapiyorsunuz bu evde kadin var diye ,mükemel bir sofra hazirlamis corbadan yemeklere tatlilara ,corbadan sonra ,kosar halde pervane dönüyor evde kadin o anda bir bagirti cilik atmaya basladi bizim kendimize örnek aldigimiz ,8 marta kadinlari anlatan bu mahlukat kadina ayagintaki terligi cikardi vede suratian yerlestirdi , ictigimizi corba bogazimimda dügüm dügüm olu verdi .Insanligimdan utandim ayaga kalktim ,kendi adima kadindan özür diledim ciktim evden ,disariya ciktigimda sok icinde .bir defa yilar gestikten sonra gine ayni günde 8 marta kadini anlatmaya baslamisti ,o günkü aklima geldi sahneye ciktim yalan söylüyor bu mahlukat yalan evinde pilavin tuzu yok diye kadini dögen insan yerine koymayan bu mahlukat yalan söylüyor ) Ne hikmetse hep bize Annalrimizi kadinlarimizi yarimizi kiz kardeslerimizi hep erkekler anlatiyor ,Ne bicim lahane ne bicim periz bu anlamis degilim ,anlayan varsa anlatisinda bir bilelim ,Düne Kadar kizil saclari var diyen diri diri kadin yakan avrupa hayrani vatandaslar anlatir olmus Kadinlarimizi.Güllü sevmeyen ne dikenine dokunsun nede bülbülü incitsin canlar,ASk ile Siraclar isik ile sir ile kalin
|
|
|
|
|
|
#8 |
!!!!! YASAKL A N D I !!!!!!!
![]() ![]()
Üyelik tarihi: 20-12-08
Ikamet: bahoz, u bi barani
Mesajlar: 138
Üye No: 2894
Ettıgınız tşk :: 0 0 mesaja 0 kere tşk edildi |
emekci kadınlara yönelik fasist gerici ve seriatcilar saldırıların arttıgı, ...gerici yasaların kadınları ikinci sınıf insan yerine koyma yaklassmlarının devam ettigi,... devrimci ve emekci kadınların tecavüze, cinsel baskı ve siddete ugradıgı, issizlik, yoksulluk ve sefaletin girdabında,savas ve yıkımların en acısını yasadıgı kosullarda; ”Yasasın 8.Mart Emekci Kadınlar günü, Parcala Kölelik Zincirlerini El Uzat Özgürlüge; Kadınlar Makus Talihiniz degistirmek İcin , Örgütlenip, Ayaga Kalkın “siarlarıyla ileri atılalım ve devrimci saflara kosalım. 8 Mart günü düzenlenen etkinliklere katılalım ve kadınların özgürlük yürüyüsüne omuz verelim....
Kadının Özgürlügü Toplumsal Kurtulustan Geciyor! Yasasın 8 Mart Dünya emekçi kadinlar Günü Birgün Degil Her günü 8 Mart Yapalım! EKMEK VE GÜL Yürüyoruz yürüyoruz, günün aydınlığında Donuk fabrika bacalarına, yoksul mutfaklara Çarpıyor sesimiz ve birden parlayan Bir ışık gibi ulaşıyor insanlara “Ekmek ve gül! Ekmek ve gül!” Yürüyoruz yürüyoruz, erkekler için de yürüyoruz Çünkü hâlâ bizim oğullarımızdır onlar Ve biz hâlâ analık ederiz onlara En zorlu iş, en ağır emek Ve çalışmak doğuştan mezara dek Ve böyle sürüp gitsin istemiyoruz Yaşamak için ekmek Ruhumuz için gül istiyoruz! Yürüyoruz yürüyoruz kol kola Saflarımızda ölüp gitmiş arkadaşlarımız Ve türkümüzde onların kederli “Ekmek!” çığlıkları Çünkü bir köle gibi çalıştırıldı onlar Sanattan, güzellikten, sevgiden yoksun Biz de bugün hâlâ onların özlemini haykırıyoruz İş ve ekmek istiyoruz Ama gül de istiyoruz Yürüyoruz yürüyoruz, yan yana, güzel günler adına Kadınız, insanız, insanlığı ayağa kaldırıyoruz Paydos bundan böyle köleliğe, aylaklığa Herkes çalışsın, bölüşülsün kardeşçe, yaşamın sundukları İşte bunun için yükseliyor yüreklerimizden Bu ekmek ve gül türküleri Ve yineliyoruz hep bir ağızdan “Ekmek ve gül! Ekmek ve gül!” James OPPENHEIM |
|
|
|
|
|
#9 | |
Tarikat kapisi Yol Talibi
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 28-06-08
Ikamet: istanbul
Yaş: 29
Mesajlar: 617
Üye No: 1275
Ettıgınız tşk :: 0 0 mesaja 0 kere tşk edildi |
Şimdi sıra geldi Empati kurmaya.Umarım bu videoyu insanlar empati kurarak seyreder.Bakın Toplumda bayanlar nelerle, nasıl karşılaşıyor?İzleyeceğiniz bu video bir firmanın bayanlara 8 Mart hediyesidir.
|
|
|
|
|
|
|
#10 |
Marifet Kapisi Yol Talibi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 23-08-08
Mesajlar: 1.427
Üye No: 1517
Ettıgınız tşk :: 39 15 mesaja 29 kere tşk edildi |
önce şu ingilteredeki sağdan giden araçları? neden? bugune! kadar niye sola çevirememişler.adamlar hep sağdan yürüyor.sağdan direksiyon.dolasıyla?acaba diğer ülkeler soldan gidişlerindeki ihtilali bunun içinmi yaptı? ve direnerek yanlışlığı düzeltmeye çalışıyorlarmı?.....
|
|
|
|
|
|
#11 | |
Tarikat kapisi Yol Talibi
![]() ![]() Üyelik tarihi: 03-02-09
Ikamet: sanırım çatısı olan bir ev...
Yaş: 34
Mesajlar: 188
Üye No: 3019
Ettıgınız tşk :: 3 5 mesaja 15 kere tşk edildi |
hala izleyemedim videoyu....
|
|
|
|
|
|
|
#12 | |
Tarikat kapisi Yol Talibi
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 28-06-08
Ikamet: istanbul
Yaş: 29
Mesajlar: 617
Üye No: 1275
Ettıgınız tşk :: 0 0 mesaja 0 kere tşk edildi |
ecobella homun sayfasına girersen ordan da ulaşabilirsin sanıyorum (kadınlara armağanıdır)videosunu ordan da izleyebilirsin.
|
|
|
|
|
|
|
#13 | |
Tarikat kapisi Yol Talibi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 30-03-07
Yaş: 31
Mesajlar: 949
Üye No: 14
Ettıgınız tşk :: 0 0 mesaja 0 kere tşk edildi |
yuotube tr sınırları içerisinde aç kapaya döndüğünden dolayı direk ulaşmak yasaklandığıda kolay olmuyor... Bunun için ya aracı siteler kullanabilir yada
http://www.alevilerbirligi.com/showt...outube+giri%FE bu bizim forumda verilen proğram gibi küçük bir yama proğram ile sorunu aşabilirsiniz... Vidyo konusuna gelince şuan toplumuzda yaşanmakta kadına karşı yapılan şiddet konusuna ya şiddet gören, tacize uğrayan erkek olsaydı konusunu işlemektedir.. Tüm dünya kadınlarının Dünya kadınlar gününde en azından ezilmediği yada şiddete maruz kalmadığı bir gün olmasını dilerim.. Ama bir gün yaşanıp 364 unutulması taraftarı değilim.
|
|
|
|
|
|
|
#14 |
Tarikat kapisi Yol Talibi
![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 10-08-08
Mesajlar: 288
Üye No: 1462
Ettıgınız tşk :: 3 2 mesaja 7 kere tşk edildi |
bütün kadınların dünya günü kutlu olsun.
böyle bir gün niye var bilmem bilemem. dünya erkekler günü var mı? onuda bilemem. niye yok onuda bilemem.. ama bilirim ki dünya kadınlar gününü bilen bir erkeğin selamına ihtiyaç duymayan kadınların eseridir dünyaya bu işler. yani aklı fikri sadece erkeklerde olanların işidir bu ayrıksı otluğu.. onlar olmasa idi biz olmazdık. biz olmasakta onlar. ve şiddeti bir insana kim öğretir ki? kesinlikle bir kadın.. şiddetten müzdarip olanlar oturup şiddet öğretmesinler uygulayıcılara.. |
|
|
|
|
|
#15 |
Marifet Kapisi Yol Talibi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 23-08-08
Mesajlar: 1.427
Üye No: 1517
Ettıgınız tşk :: 39 15 mesaja 29 kere tşk edildi |
dun dıyarbakırda 5bın kışı kutlamış bugun mevlıt yapılmış kürtçe 35 bın kışı?
|
|
|
|
|
|
#16 |
Marifet Kapisi Yol Talibi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 23-08-08
Mesajlar: 1.427
Üye No: 1517
Ettıgınız tşk :: 39 15 mesaja 29 kere tşk edildi |
realiteyi örtmek için her zaman din ön plana çıkmış, kullanılmıştır. yok şu bu 4 kitap?yok kalender ? yok hicri takvim ? hangi takvim e inanalım?
|
|
|
|
|
|
#17 |
xxxxxxxxxxxx
![]()
Üyelik tarihi: 27-11-08
Mesajlar: 97
Üye No: 2705
Ettıgınız tşk :: 0 0 mesaja 0 kere tşk edildi |
Ask ile ,Güllün olmadigi yerde ,Bülbül zara düser ,ne güll bülbülsüz ,nede bülbül güllüz ,Her ikiside bir birini tamamlar ,Kadin olmasa erkek olmaz erkek olmasa kadin olmaz .Bütün dünyadaki kadinlarin ,ezilen baski altindaki ,horlalan ,dislanan kadinlarin isyani isyanimiz dir,demistik ki 8 mart kadinlar günü ,etkinligi yapmak üzeri ic anadolu nun sözde devrimci sosyalis alevi olan bir kasabasi olan yada bizemi öyle görünüyordu bir kac gün önceden aramistim beni kirmadi ,sevgili dostum Mustafa yesilyurt iceri girdiginde saskinlik icnde öyle bir baktiki bana sanki burakda gideyim dercesine(bir örnegini de yasamisti aslinda isik lar kentine ugurladigimizi sevgili eyüp aktürkün cem evi acilisinda bu kasabada cok güzel örneklerini yasamisti),Tablo aynen söyle dis kapidan adimi atar atmaz iki masa var yaslari yasini almis .oturmislar sakir sakir okey oynuyorlar bir masada da kagit oynuyorlar,yahu can bu ne demek istercesine gözlerimin icine baki verdi hadi diger günleri anladikta hic degilse bu gün ,yahu bu gün olmasaydi (Elimizdeki malzeme bu ne yaparsan yap ),evet güllde bülbülde cok zara düstü bu gün .su verdim ise topragini degistirsemde güllmez oldu güllümüzde bülbülümüzde .her ikiside zara düstü .Gine kadinlarin hazirladigi degisik yemekler ile hos bir sohbet oldu tabiki cok yabanci gelsede anlatiklari sevgili yesilyurtun ,bilmiyorlardi ki bu gün direnis günü oldugunu aslinda belki duymuslardi ,sosyalis yada alevi devrimci kocalarindan ,365 gün icinde bir gün diyecektiki bir dinledik bin isitik kadinlardan ,neler cektiklerini bizim bildigimiz gibi degilmis cesine der ,Anlamisti ama yanimda yasi yasini almis bir annamiz teli bir tingirdat dedi .o anda kendi adima sok oldum ,yesilyurt can annacigim bu tingirdat dedigin benim canimdan bir parca ,beni bir nevi evladim yoldasim sözümün öze dönderen dilim yüregim benim ,Kendi kültürüne bu kadar yabancilasmis ,kimde idi sucu kimde idi bizdemi yoksa kimde ,ne alevilkten ne devrimcilikten nede sosyalistlikten ,tamda bu noktada tabiki kendi kültürüne bu kadar yabanci olan ,sözüm ona kendine farkli farkli misyon bicin ,68 gencligi degilmi dir,(Kasabalarimizda o dönem gelen Pirlerimizi ,Mürsütlerimizi kogarken ne hikmetse ayni tavri imamlara hocalara göstermemislerdir), hic bilmedigi tanimadi kültürün pesine koyun sürüsü gibi katip gidenlerde degilmi ,Gecmisini bilmeyen gelecegine nasil sahip cikar.Siz, ürettikçe daha çok güzelleşen kadınlar,
Siz anamız, bacımız ve yarimiz, Siz şevkatin, sabrın, sevginin sembolleri, Söze karışmamakta direnen,Öze anlam veren, Siz hayatın sessiz sahipleri, Siz kadınlar... Biz kutlasak da yılda bir defa,Öksüz ağlamasın hergün, kendi günleriniz, Tutarak ellerimizden biz erkeklerin, Öğretin birlikte karar almayı, Yemeyi, içmeyi , sevmeyi öğrettiğiniz gibi, Belletin bize güzelliğe yürümeyi,Çıkın kadın hakkı mahallesinden,Buluşalım insan hakları şehrinde,Yürüyelim birlikte elele,Canlı hakkı ülkesine.Kâinat mutlu olsun . bu alintidir durak aslandan. Annalarimiz ,yarimiz ,kizkardeslerimiz ,topragimiz ,suyumuz ,günesimiz , Havamiz siz olmayincak ,bunca evreni yaratan doguran kadinlarimiz, kadinlar direnin yürek ile sabir ile .siraclar Ask ile isik ile . |
|
|
|
|
|
#18 |
12 Hizmetliler
![]() ![]()
Üyelik tarihi: 09-03-08
Mesajlar: 160
Üye No: 909
Ettıgınız tşk :: 2 2 mesaja 3 kere tşk edildi |
Jın= Kadın Şinayi kelimesinde türemiştir. Bu yeşertme hayat verme anlamında gelir. Hayatı yaratan kadın başım üzerinde yeri yok. Ayağımın altında da yeri yok. Yanıbaşımda ve aynı boyda.
|
|
|
|
|
|
#19 | |
Haklikat Kapisi Yol Talibi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 16-04-09
Ikamet: Şehr-i Rıza
Yaş: 49
Mesajlar: 3.306
Üye No: 3199
Ettıgınız tşk :: 0 3 mesaja 3 kere tşk edildi |
KADIN
Kimi der ki kadın, uzun kış gecelerinde yatmak içindir. Kimi der ki kadın, yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir. Kimi der ki ayalimdir. Boynumda taşıdığım vebalimdir. Kimi der ki hamur yoğuran. Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal. O benim kollarım, bacaklarım. Yavrum, annem, karım, kız kardeşim Kavga Yoldaşım dır. Nail V. (Nail ÇAKIRHAN)
|
|
|
|
|
|
|
#20 | ||
Birlik Denetmeni
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Üyelik tarihi: 22-09-08
Ikamet: Almanya
Mesajlar: 1.135
Üye No: 1668
Ettıgınız tşk :: 571 166 mesaja 319 kere tşk edildi |
Alıntı:
Saygideger Baris güvercini , Hos geldiniz. Yazdiklarinizi ilgiyle okuyorum. Yanliz yukaridaki siiri nerden aldiniz bilmiyorum ama, bildigim kadariyla o siir Nazima degil, bir sovyet sairine ait. Ismini tam olarak hatirlayamiyorum ama siirin ona ait oldugunu ve daha uzun bir siir. Saygilarimla Ozan abbas
|
||
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| kadın, mart or dünya, tarihinde |
| Seçenekler | |
|
|